TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda TSİ 22:00 haberlerini dinledim az önce.
Spiker ismini anons etti: Ben Bülent Akgüneş.
Nihayet TRT radyo haber sunucularının isimlerini anons etmeye başlamaları güzel.
Daha önce de yazdığım gibi, sunucunun ismini söylemesi, bir bültenin övüncünü de muhtemel hatalarını da üstlenmesi anlamına geliyor bana göre.
Bülten öncesinde radyoyu açtığımda ''Çarşamba'yı sel aldı'' çalıyordu. TRT sanatçılarından dinledik bu türküyü.
Ardından Murat Evgin'den bir pop parça çalmaya başladı.
Bülten sonrasında ise Gökkuşağı isimli bir program başladı.
Program başlar başlamaz İbrahim Tatlıses'ten bir arabesk dinledik, ardından Ebru Yaşar'dan bir fantezi parça çalmaya başladı.
Bir kere bu kadar farklı müzikleri bu kadar arka arkaya dinlemek kime uyar bilemiyorum. Herhangi bir parçayı sevmeniz durumunda, herhangi bir diğerini sevmenize imkan yok.
Örneğin şu anda Mustafa Sandal çalmaya başladı: ''Çok iyi sörf yaparım...''
Her neyse.
TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nun şunu bilmesi gerekir.
Eğer hedef dinleyicisi yurtdışındaki Türkçe konuşanlar ise: Tüm bu saydıklarımdan aynı anda hoşlanan bir kitle yok.
Çok kabaca kendi tarifimi özetlemem gerekirse.
Yurtdışında yaşayan, saat farkından veya başka nedenlerden diğer radyo ve televizyon kanallarından Türkiye ve bölgesine ilişkin haberleri, güncel olayları takip edemeyen kişilerdir TSR'nin müşterileri.
Haberlere gelince.
(Önce şu radyo kanalını değiştirmem lazım, çünkü gidiş pek iyi değil.)
---
(Radyo 1'i açtım, yine müzik eğlence var. Türkçe pop çalıyor.)
---
İlk haber Genelkurmay'da 'Kozmik Oda' denen özel birimdeki 4. aramaydı.
Ne olup bittiğine dair kısa bir özetti. Bülent Arınç'a suikast girişimi iddiasının bu aramaları beraberinde getirdiği vurgulandı ama detaya girilmedi.
İkinci haber R.Tayyip Erdoğan'a verilen Turgut Özal Dünya Barışına Katkı Ödülü oldu.
Erdoğan'ın ödülü kabul ederken yaptığı konuşmadan söz edildi. Başbakan'ın bu ödülü almaktan memnun olduğu anlaşılıyordu haberden.
Üçüncü haber ise Deniz Baykal'ın grup toplantısındaki sözleri idi.
''Genelkurmay'daki aramadan TSK'nın darbe planladığına dair bir belge çıkarsa deprem olacağını'' söylemiş Baykal bu habere göre.
İlk dinleyişte Baykal'ın da bu aramalara destek verdiği çıkarımında bulunabileceğiniz bir ifade.
Galiba TRT'nin haber akışının bu kadar hassaslaştığı ve neyin haber neyin dezenformasyon olduğunun anlaşılamadığı, emniyet-yargı ve askerin karşı karşıya duran bir görünüm arz ettiği bir dönemde haberlerdeki ifadelerini daha da netleştirmesi gerekiyor.
''İddia etmek, savunmak'' gibi ifadelerin kullanılacakları yerlere göre daha dikkatli seçilmesi gerekiyor.
Karar verilemiyorsa ''söyledi'' deyip geçmek en güzeli.
Mümkünse kişilerin ağzından çıkan sözleri kendi seslerinden dinlememiz bunu çözebilir.
Haber bülteni boyunca tek bir spikerin ağzından çıkanları dinlemek yerine, bülten ne kadar kısa olursa olsun, 20'şer 30'ar saniyelik muhabir klipleri yoluyla aynı konunun en az iki zıt boyutundan haberdar olmamız da sağlanabilir.
Örneğin, (eğer yeterli süremiz varsa) Erdoğan haberine şöyle bir çıkış olabilirdi:
''Ödül, şu somut gerekçelerle verildi. Erdoğan, AKP hükümetinin çok boyutlu dış politika izleyeceğini söylemişti. Ancak bazı uzmanlar Türk hükümetinin izlediği dış politikanın, bir eksen kayması anlamına gelebileceğini söylemişti.''
Baykal'ın konuşmasına ilişkin verilen haberde ise aklımızda tek bir soru işaretinin bile kalmaması lazımdı.
Örneğin ben bu yazıyı yazarken NTV ve CNN'den aynı haberi kontrol ettiğimde farklı bir tablo ile karşılaşıyorum.
CHP lideri aslında bambaşka birşey söylemiş. Ama cımbızla çekilen tek bir cümle beni bambaşka bir yere sevk ediyor.
Oysa ki TRT web sitesinde de aynı cümleyi başa çekmeye devam ediyor:
Daha dikkatli olmak lazım sanıyorum.
Spiker ismini anons etti: Ben Bülent Akgüneş.
Nihayet TRT radyo haber sunucularının isimlerini anons etmeye başlamaları güzel.
Daha önce de yazdığım gibi, sunucunun ismini söylemesi, bir bültenin övüncünü de muhtemel hatalarını da üstlenmesi anlamına geliyor bana göre.
Bülten öncesinde radyoyu açtığımda ''Çarşamba'yı sel aldı'' çalıyordu. TRT sanatçılarından dinledik bu türküyü.
Ardından Murat Evgin'den bir pop parça çalmaya başladı.
Bülten sonrasında ise Gökkuşağı isimli bir program başladı.
Program başlar başlamaz İbrahim Tatlıses'ten bir arabesk dinledik, ardından Ebru Yaşar'dan bir fantezi parça çalmaya başladı.
Bir kere bu kadar farklı müzikleri bu kadar arka arkaya dinlemek kime uyar bilemiyorum. Herhangi bir parçayı sevmeniz durumunda, herhangi bir diğerini sevmenize imkan yok.
Örneğin şu anda Mustafa Sandal çalmaya başladı: ''Çok iyi sörf yaparım...''
Her neyse.
TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nun şunu bilmesi gerekir.
Eğer hedef dinleyicisi yurtdışındaki Türkçe konuşanlar ise: Tüm bu saydıklarımdan aynı anda hoşlanan bir kitle yok.
Çok kabaca kendi tarifimi özetlemem gerekirse.
Yurtdışında yaşayan, saat farkından veya başka nedenlerden diğer radyo ve televizyon kanallarından Türkiye ve bölgesine ilişkin haberleri, güncel olayları takip edemeyen kişilerdir TSR'nin müşterileri.
Haberlere gelince.
(Önce şu radyo kanalını değiştirmem lazım, çünkü gidiş pek iyi değil.)
---
(Radyo 1'i açtım, yine müzik eğlence var. Türkçe pop çalıyor.)
---
İlk haber Genelkurmay'da 'Kozmik Oda' denen özel birimdeki 4. aramaydı.
Ne olup bittiğine dair kısa bir özetti. Bülent Arınç'a suikast girişimi iddiasının bu aramaları beraberinde getirdiği vurgulandı ama detaya girilmedi.
İkinci haber R.Tayyip Erdoğan'a verilen Turgut Özal Dünya Barışına Katkı Ödülü oldu.
Erdoğan'ın ödülü kabul ederken yaptığı konuşmadan söz edildi. Başbakan'ın bu ödülü almaktan memnun olduğu anlaşılıyordu haberden.
Üçüncü haber ise Deniz Baykal'ın grup toplantısındaki sözleri idi.
''Genelkurmay'daki aramadan TSK'nın darbe planladığına dair bir belge çıkarsa deprem olacağını'' söylemiş Baykal bu habere göre.
İlk dinleyişte Baykal'ın da bu aramalara destek verdiği çıkarımında bulunabileceğiniz bir ifade.
Galiba TRT'nin haber akışının bu kadar hassaslaştığı ve neyin haber neyin dezenformasyon olduğunun anlaşılamadığı, emniyet-yargı ve askerin karşı karşıya duran bir görünüm arz ettiği bir dönemde haberlerdeki ifadelerini daha da netleştirmesi gerekiyor.
''İddia etmek, savunmak'' gibi ifadelerin kullanılacakları yerlere göre daha dikkatli seçilmesi gerekiyor.
Karar verilemiyorsa ''söyledi'' deyip geçmek en güzeli.
Mümkünse kişilerin ağzından çıkan sözleri kendi seslerinden dinlememiz bunu çözebilir.
Haber bülteni boyunca tek bir spikerin ağzından çıkanları dinlemek yerine, bülten ne kadar kısa olursa olsun, 20'şer 30'ar saniyelik muhabir klipleri yoluyla aynı konunun en az iki zıt boyutundan haberdar olmamız da sağlanabilir.
Örneğin, (eğer yeterli süremiz varsa) Erdoğan haberine şöyle bir çıkış olabilirdi:
''Ödül, şu somut gerekçelerle verildi. Erdoğan, AKP hükümetinin çok boyutlu dış politika izleyeceğini söylemişti. Ancak bazı uzmanlar Türk hükümetinin izlediği dış politikanın, bir eksen kayması anlamına gelebileceğini söylemişti.''
Baykal'ın konuşmasına ilişkin verilen haberde ise aklımızda tek bir soru işaretinin bile kalmaması lazımdı.
Örneğin ben bu yazıyı yazarken NTV ve CNN'den aynı haberi kontrol ettiğimde farklı bir tablo ile karşılaşıyorum.
CHP lideri aslında bambaşka birşey söylemiş. Ama cımbızla çekilen tek bir cümle beni bambaşka bir yere sevk ediyor.
Oysa ki TRT web sitesinde de aynı cümleyi başa çekmeye devam ediyor:
Daha dikkatli olmak lazım sanıyorum.
0 yorum:
Yorum Gönder