21 Kasım 2009 Cumartesi

AB'nin ilk atanmış Konsey başkanı Van Rompuy kim?

Avrupa Birliği'nin işleyişini düzenleyen Lizbon Antlaşmasının kabul edilmesi sonrasında birliğin ilk konsey başkanı ve Dışişleri ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi belli oldu.


Bu röportajları dinlemek için:



Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy konsey başkanı, Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu İngiliz üyesi Catherine Ashton da dışişleri yüksek temsilcisi olarak atandı.

Ben de bugün Belçika Flaman Parlamentosu'ndan Herman Van Pompuy'ün partisi Hıristiyan Demokrat Parti'nin bir milletvekili olan Veli Yüksel ile bu konuyu konuştum.

Veli Yüksel'e Van Rompuy'ün nasıl bir siyasetçi olduğunu sordum.

Belçika Katolik Leuven Üniversitesi'nden Stephen Keukeleire ise ikinci telefon katkıcım oldu. Keukeleire ile de Van Rompuy'ü konuştum.

Van Rompuy'ün Türkiye'nin AB üyeliği hedefi ile ilgili olarak geçmişte dile getirdiği olumsuz görüşler de konuklarıma sorduğum sorular arasındaydı.

Elbette aldığım cevaplar birbirinden epey farklıydı....

Dinlemek için burayı da tıklayabilirsiniz.

20 Kasım 2009 Cuma

BNR yapımcısından TRT efsanesi Jülide Gülizar ile söyleşi

TRT'nin eğitim amacıyla Türkiye'ye davet ettiği ulusal radyolardan Bulgaristan Ulusal Radyosu yapımcılarından Meral Mestan, efsane radyo sunucusu Jülide Gülizar ile söyleşti.

Antalya'daki eğitim sırasında yapılan bu kısa söyleşiyi buradan dinleyebilirsiniz.

3 Kasım 2009 Salı

"Sırp kasabı" ve TRT

Bu gece TRT4 dinliyorum radyoda.
Önce bir "istek" programı vardı. Ardından da TRT sanatçılarından türküler yayınladıkları bir program basladi.
Arada ise 23 haberleri. Cok kisa bir bultendi. Bes dakika falan surdu.
Ayni erkek spiker tarafindan, bastan sona araya ses klibi girmeden, acilisindan "hava durumuna" kadar yekpare bir bultendi.
Tabii arka planda da bir fon muzigi.
Fon muzigi olmazsa olmaz mi? Hayir degil. Peki bultene canlilik katiyor mu? Spiker canli degilse muzik hicbir sey katamaz.
Her neyse.
Ilk haberimiz cumhurbaskaninin "demokratik acilim" konusundaki aciklamalari.
Duz, "onu dedi, bunu dedi" seklinde bir haber. Kisa bir bulten icin uzunca bir haber. Hukumeti destekleyen sozler. Ama haberin sonunda bir cumle bile olsa karsit gorusler eklenmemis.
Ikinci haber enflasyon. Aylik enflasyon rakamlari aciklanmis. Iki cumlede gecistirilmis.
Cesaret hakkini, boylesi bir haberi iki numaraya cekerek kullanmislar anlasilan.
Ucuncu haber domuz gribi. Ama "pandemik grip" diyor TRT. WHO ve Saglik Bakanligi talimatinin uygulanmasi olabilir mi bu ifade?
Sira geliyor Karadzic'eee! Malum kendisi bugun Lahey'de ilk kez hakim karsisina cikti.
"Sirp kasabi" lakapli Radovan Karadzic diyor TRT, ilk cumlenin oznesi olarak.
"1 milyon sayfayi askin belgeye ragmen sucsuz oldugunu iddia ediyor" diye de bitiriyor haberini.
Iki cumle de ofsayt tabii. Editorun, haberi yazan kisinin fikirlerini yansitiyor olabilir elbette.
Ama bu beni ilgilendirmiyor hic.
Onunla ayni fikirleri paylastigim zamanlarda bile bu yorum beni kizdiriyor.
Kisacasi, sevgili TRT:
  • Haberi ver yorumu bana birak.
  • Karsit fikirleri de ekle haberine.
  • Bunu yaparken de taraf tutma.
Not 1: 01.00 haberlerini de dinledim simdi. "Terör orgutu iyice koseye sikisti" gibi bir ifade vardi. "Milli takimimiz" gibi bir ifade de vardi. Haber yazimi acisindan bu iki ifadedeki birkac yanlisi da siz bulun artik.
Not 2: Spiker cok iyiydi. Demek ki hala yayinda ayni kisi. Ama ismini soylemedi. Isim soylemeleri yasak mi acaba?

Kayseri - Fener maçı: Radyo 1'de nasıl anlatıldı?

Anlatıcı spikerin Levent Özçelik olduğunu, maç bitince öğrendim.
Hakem kartını işaret ederek, ''Bundan sonra kartlarımla konuşacağım'' dercesine futbolcunun yüzüne baktı.
''Bu Guiza Fenerbahçe'de ne yapıyor, anlamak mümkün değil.''
Ve sık sık ilk örnekte olduğu gibi, ''X, Y'nin yüzüne ... dercesine baktı'', ''X, Y'ye  ... dercesine koştu'' ya da buna çok benzer ifadeler.
Haber sunucularını bağlayan tarafsızlık ve yorum katmama gerekliliği spor sunucuları, hele de TRT sunucuları için de geçerli ise, bunlar benim yakaladığım bir iki tartışmalı ifade idi.
Aslında maç boyunca buna benzer pek çok ifade vardı.
Spor sunucuları dünyanın her yerinde daha rahatlar, olup biteni tarif ederken kullanmalarına izin verilen dil ve yorumlar konusunda.
Ancak bütün dünyada böyle olması, bunun doğru olduğu anlamına gelir mi?
Yani mesela ''mükemmel bir şut'', ''harika bir gol'' demek sunucuya düşer mi?
Yoksa buna karar vermek izleyicinin ve dinleyicinin takdiri mi olmalıdır?
Yorum gerekirse, bu işi bir yorumcuya bırakmak daha iyi olmaz mı?
(Gerçi bu durumda da tek bir yorumcunun subjektif yorumlarına maruz kalma tehlikesiyle kadro birdenbire üç kişiye mi çıkmak zorundadır?)
Futbol sevmeyen biri olarak ben yarım kulakla dinlediğim bir maçta ben yukarıda saydığım örnekleri yakalıyor ve tüm bu düşüncelere dalıyorsam, en çok güvendiğimiz sunucuların bile kullandıkları dili biraz daha steril hale getirmelerinde fayda olabileceği ortaya çıkıyor:
Yorum yok. Tartışmaya açık tarifler yok.

1 Kasım 2009 Pazar

Parlamentoda Bu Hafta mı?

TRT Radyo 1'in Parlamentoda Bu Hafta adlı programı az önce baştan sona dinledim.
Ancak ne dinlediğimi veya ne anladığımı sorun, size hiçbir şey söyleyemem.
Çünkü neredeyse uyuyacaktım!
Sunucu hanım bu programı sunmaktan son derece mutsuz gibiydi.

Ne anlattığını kendisinin de bilmediğine eminim.

Metin aslında hiç fena değildi. Ama sunucu bu metne ruh katamıyordu.

Normal bir haber bülteni için bile son derece ruhsuz ve monoton bir sunum şekli bu.
TRT yöneticileri lütfen arşivden çıkarsın ve bir de bu doğrultuda dinlesin programı.
Ayrıca yarım saat boyunca aynı sunucunun konuştuğu bir program olur mu?
1930'lu yıllarda mıyız?

İki üç tane ses klibi, bir muhabir bandı falan da mı yok? Yapımcılar acaba biraz kolaya mı kaçıyor?
Bu kadar zengin imkanları olan bir kuruluş için Parlamentoda Bu Hafta gibi, tam da TRT'nin işlevini vurgulayabilecek bir program, bana göre bir utanç vesilesi bile olabilir.
Sanıyorum TRT radyolarının programlarını bu bakış açısıyla baştan aşağıya yenilemesi gerekiyor.