29 Aralık 2009 Salı

Türkiye'nin Sesi Radyosu'na dair fikirler

TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda TSİ 22:00 haberlerini dinledim az önce.
Spiker ismini anons etti: Ben Bülent Akgüneş.
Nihayet TRT radyo haber sunucularının isimlerini anons etmeye başlamaları güzel.
Daha önce de yazdığım gibi, sunucunun ismini söylemesi, bir bültenin övüncünü de muhtemel hatalarını da üstlenmesi anlamına geliyor bana göre.
Bülten öncesinde radyoyu açtığımda ''Çarşamba'yı sel aldı'' çalıyordu. TRT sanatçılarından dinledik bu türküyü.
Ardından Murat Evgin'den bir pop parça çalmaya başladı.
Bülten sonrasında ise Gökkuşağı isimli bir program başladı.
Program başlar başlamaz İbrahim Tatlıses'ten bir arabesk dinledik, ardından Ebru Yaşar'dan bir fantezi parça çalmaya başladı.
Bir kere bu kadar farklı müzikleri bu kadar arka arkaya dinlemek kime uyar bilemiyorum. Herhangi bir parçayı sevmeniz durumunda, herhangi bir diğerini sevmenize imkan yok.
Örneğin şu anda Mustafa Sandal çalmaya başladı: ''Çok iyi sörf yaparım...''
Her neyse.
TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nun şunu bilmesi gerekir.
Eğer hedef dinleyicisi yurtdışındaki Türkçe konuşanlar ise:  Tüm bu saydıklarımdan aynı anda hoşlanan bir kitle yok.
Çok kabaca kendi tarifimi özetlemem gerekirse.
Yurtdışında yaşayan, saat farkından veya başka nedenlerden diğer radyo ve televizyon kanallarından Türkiye ve bölgesine ilişkin haberleri, güncel olayları takip edemeyen kişilerdir TSR'nin müşterileri.
Haberlere gelince.
(Önce şu radyo kanalını değiştirmem lazım, çünkü gidiş pek iyi değil.)
---
(Radyo 1'i açtım, yine müzik eğlence var. Türkçe pop çalıyor.)
---
İlk haber Genelkurmay'da 'Kozmik Oda' denen özel birimdeki 4. aramaydı.
Ne olup bittiğine dair kısa bir özetti. Bülent Arınç'a suikast girişimi iddiasının bu aramaları beraberinde getirdiği vurgulandı ama detaya girilmedi.
İkinci haber R.Tayyip Erdoğan'a verilen Turgut Özal Dünya Barışına Katkı Ödülü oldu.
Erdoğan'ın ödülü kabul ederken yaptığı konuşmadan söz edildi. Başbakan'ın bu ödülü almaktan memnun olduğu anlaşılıyordu haberden.
Üçüncü haber ise Deniz Baykal'ın grup toplantısındaki sözleri idi.
''Genelkurmay'daki aramadan TSK'nın darbe planladığına dair bir belge çıkarsa deprem olacağını'' söylemiş Baykal bu habere göre.
İlk dinleyişte Baykal'ın da bu aramalara destek verdiği çıkarımında bulunabileceğiniz bir ifade.
Galiba TRT'nin haber akışının bu kadar hassaslaştığı ve neyin haber neyin dezenformasyon olduğunun anlaşılamadığı, emniyet-yargı ve askerin karşı karşıya duran bir görünüm arz ettiği bir dönemde haberlerdeki ifadelerini daha da netleştirmesi gerekiyor.
''İddia etmek, savunmak'' gibi ifadelerin kullanılacakları yerlere göre daha dikkatli seçilmesi gerekiyor.
Karar verilemiyorsa ''söyledi'' deyip geçmek en güzeli.
Mümkünse kişilerin ağzından çıkan sözleri kendi seslerinden dinlememiz bunu çözebilir.
Haber bülteni boyunca tek bir spikerin ağzından çıkanları dinlemek yerine, bülten ne kadar kısa olursa olsun, 20'şer 30'ar saniyelik muhabir klipleri yoluyla aynı konunun en az iki zıt boyutundan haberdar olmamız da sağlanabilir.
Örneğin, (eğer yeterli süremiz varsa) Erdoğan haberine şöyle bir çıkış olabilirdi:
''Ödül, şu somut gerekçelerle verildi. Erdoğan, AKP hükümetinin çok boyutlu dış politika izleyeceğini söylemişti. Ancak bazı uzmanlar Türk hükümetinin izlediği dış politikanın, bir eksen kayması anlamına gelebileceğini söylemişti.''
Baykal'ın konuşmasına ilişkin verilen haberde ise aklımızda tek bir soru işaretinin bile kalmaması lazımdı.
Örneğin ben bu yazıyı yazarken NTV ve CNN'den aynı haberi kontrol ettiğimde farklı bir tablo ile karşılaşıyorum.
CHP lideri aslında bambaşka birşey söylemiş. Ama cımbızla çekilen tek bir cümle beni bambaşka bir yere sevk ediyor.
Oysa ki TRT web sitesinde de aynı cümleyi başa çekmeye devam ediyor:
Daha dikkatli olmak lazım sanıyorum.

8 Aralık 2009 Salı

TRT, 27 ülkeden Türkçe yayın yapan radyocuları eğitiyor

TRT kendi ülkelerinde Türkçe yayın yapan 27 ülkeden 88 radyocuyu Antalya’da topladı.
Radyocuların geldikleri ülkeler şunlar:
Arnavutluk, Afganistan, Suudi Arabistan, Azerbaycan, Başkurdistan, Bulgaristan, Bosna Hersek, Cezayir, Çuvaşistan, Irak, İran, Kazakistan, Kırgizistan, Kırım, Kosova, KKTC, Makedonya, Mısır, Moldova, Özbekistan, Pakistan, Romanya, Suriye, Tataristan, Tuva Cumhuriyeti, Yunanistan ve Türkmenistan
Türkçe yayın yapan radyocular, Antalya'da TRT'den 20 gün boyunca eğitim aldı.
Eğitim, 19 Ekim - 7 Kasım 2009 tarihleri arasında düzenlendi.
Eğitim dilinin Türkçe olduğu programa katılanlara mesleki eğitim ve Türkçe eğitimi verildi.
TRT Eğitim Dairesi Başkanlığı Eğitim Sorumlusu Ramazan Sütçü, ilk kez uluslararası boyutta bir eğitim programı düzenlediklerini söyledi.
Sütçü, “TRT sayesinde Türkçe dünya dili olacak. BBC gibi TRT de dünyaya hakim olacak.” dedi.

3 Aralık 2009 Perşembe

WDR, Türkçe yayınlarını azaltacak

Batı Alman Radyo Televizyon Kurumu WDR bünyesinde yayın yapan Köln Radyosu, Türkçe yayınlarını kısmayı planlıyor.
Funkhaus Europa’da haftada 11 saat olan Türkçe yayınların 5 saate düşürülmesi, İtalyanca, İspanyolca, Yunanca, Sırpça ve Hırvatça yayınların ise tamamen kaldırılması planlanıyor.
WDR söz konusu plana gerekçe olarak tasarruf tedbirlerini gösteriyor.
Almanya'da daha önce de başkent Berlin ve Brandenburg eyaletlerindeki RBB Radyo TV kurumuna bağlı Türkçe de yayın yapan Multikulti radyo programı, tasarruf gerekçesiyle yayından kaldırılmıştı.
Plana dinleyiciler tepki gösteriyor. Bu amaçla Facebook'ta bir de grup oluşturuldu.
Karar, Köln Radyosu'nun 45. yılı kutlamalarına rastlıyor.
WDR Radyo Yayınları Müdürü Wolfgang Schmitz, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Azalan mali kaynaklara karşılık mümkün mertebe çok sayıda anadilde yayın yapma hedefimiz sürüyor. Bu bağlamda 1 Ocak 2010 tarihi itibariyle pazar akşamları Yunanca ve İspanyolca yayınlarımız olacak. Frankfurt'dan bu iki dilde yapılan yayınların kaldırılmasından doğan kaybı ancak bu şekilde kısmen de olsa gidermiş olabileceğiz. Bu gelişmenin beraberinde getireceği bir sonuç olarak Türkçe yayınımızın yanı sıra pazar akşamı yayınlanan başka yayınlar da kalkacak.
Devralmış olduğumuz bu yeni görevleri ancak bütçemizde yapacağımız kaydırmalarla yürütmemiz mümkün olacak. Bu nedenle sadece birkaç sene önce başlayan ve maliyeti oldukça yüksek olan "Köln Radyosu" sabah yayınlarını önümüzdeki ilkbaharda yayından kaldırmaya karar verdik.”
Schmitz, konuyla ilgili Türkçe haber yapan basın yayın kuruluşlarının genelde göz ardı ettiğini düşündüğü noktaları da şöyle açıklıyor:
“Kaldırmayı planladığımız sabah yayınlarının karşılığında şimdiye kadar yarım saat süren Türkçe akşam yayınlarımızı iki katına, yani bir saate çıkartıyor ve yayını dinlenilirlik açısından daha uygun bir saate kaydırmayı planlıyoruz.
Yine diğer anadil yayınlarının da süresinde belirgin bir artış öngördük. Denetleme ve yayın kurullarımızın onayına sunacağımız yeni yayın şemamız halihazırda her biri otuz dakika olan Türkçe, İtalyanca, Sırpça/Boşnakça/Hırvatça, Rusça ve Lehçe akşam yayınlarımızın bir saate çıkarılmasını öngörüyor. Bu yeni haber/magazin yayınlarımızda, şimdiye dek sürdürdüğümüz geleneksel akşam yayınlarında gerçekleştirme olanağı bulamadığımız yeni ve çağdaş bir sözel-müzik program sentezi hedefliyoruz. Bu gelişme Köln Radyosu'nun da yararına olacaktır. Ayrıca bazı basın-yayın organlarında yayımlanan haberlerin aksine, gerek cumartesi gerek pazar günleri daha genç bir kitleye hitap eden Türkçe yayınlara da yer vereceğiz.
Planladığımız bu değişiklikler yoluyla hedefimiz, maddi baskının arttığı, tasarruf zorunluluğunun başladığı bir dönemde, Funkhaus Europa'nın anadil yayınlarını genel anlamda güçlendirmek. Çünkü kurumumuz için anadil yayınları vazgeçilmez bir önem ve özelliğe sahiptir. Anadil yayınları birçok dinleyicimiz için memleketlerine uzanan bir köprü ve anavatanlarının kültürüne duyulan bir saygıdır. Bunun bilincindeyiz. Ayrıca pek tabii ki Türkçe Almanya'da aile içinde kuşaklararası iletişimi sağlayan ailenin anadili konumundadır.”
Öte yandan, kültürel çoğulculuk ve Funkhaus Europa'nin birleştirici özelliği göz önünde bulundurulduğunda Almanca yayınlanan "Cosmo" adlı sabah programımızın bir saat erken başlatılması kararı da yerinde ve geleceğe yönelik önemli bir adımdır. Bu değişiklik çok sayıda farklı kültürden gelen geniş bir dinleyici kitlesinin ihtiyacına uygun bir tepkidir. Funkhaus Europa'nın toplumsal entegrasyon sürecinde üstlenmiş olduğu görevin yerine getirilmesi için Almanca yayınların da merkezi bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Çünkü bu yayınlar tüm dinleyicilerimize seslenmektedir.”
Almanya'da vergi mükellefleri, kamu yayın organlarının finansmanı için “G E Z“ olarak bilinen bir aidat ödüyorlar.
[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=dtUt1LQrX1E&hl=en_US&fs=1&]
Kaynak: Turkishjournal.com