Türkiye, 2010 yılına toplam 3,700 yasaklı internet sitesi ile girdi...
Bu röportajları dinlemek için:
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın yayımladığı bir rapora göre bazı yasak kararları "keyfi ve siyasi nedenlerle" alınıyor.
AGİT, Türkiye'nin ifade özgürlüğü yolundaki taahhütlerini yerine getirmek için yasalarında reform yapması gerektiği uyarısında bulundu.
En çok sözü edilen yasa ise İnternet yasası olarak da bilinen 5651 sayılı kanun.
Teşkilatın medya özgürlüğü temsilcisi Miklos Haraszti, Türkiye'deki yasal çerçevede sorunlu gördükleri alanları şöyle açıkladı:
Miklos Haraszti: Özellikle bu 5651 sayılı yasada yetkili makamların tırnak içinde uygunsuz içeriğe sahip olan internet sitelerine Türkiye'den erişimi engellemesini zorunlu kılan 7 ayrı gerekçe sıralanıyor. Bu gerekçelerden biri cumhuriyetin kurucusunun korunmasına ilişkin. Diğer gerekçeler ise TCK'nın 301'inci maddesine ilişkin içeriğin barındırılması gibi şeyler. Bunu dışında ise uluslararası kabul görmüş uygunsuz içeriğe ilişkin olanlar. Örneğin çocuk pornosu, uyuşturucuya teşvik gibi uygunsuz içerikler bunlar. Ancak site kapatma kararlarının tümü keyfi. Herhangi bir siteye tümüyle erişimin durdurulması, modern internet dünyasını hesaba katmamak anlamına geliyor. Sosyal paylaşım ortamları, dosya paylaşma siteleri, arama motorları kapatılıyor. Pratikte internet kullanımı tümüyle imkansız hale geliyor. Sözkonusu yasa her ne kadar saygı duyulması gereken bazı gerekçeler saysa da, bazı siyasi ve keyfi gerekçeler de içeriyor. Normalde cezaların ucu açık olmaması lazım. Bu daha çok Türk vatandaşlarını ve internet kullanıcılarını cezalandıran bir durum. Dolayısıyla kullanılan cezalandırma yöntemini haklı göstermek mümkün değil. İçerik üreticilerini değil kullanıcıları cezalandıran bir durum var Türkiye'de.
Faik Uyanık: Peki Google arama motorunun sansürle ve internet korsanlığı ile mücadele etmek zorunda kaldığı, Facebook, Twitter gibi sitelerin yasak olduğu Çin ile Youtube ve Google Sites'ın da aralarında bulunduğu 3,700 ayrı sitenin yasaklandığı Türkiye arasında bu anlamda bir paralellik kurulabilir mi?
Miklos Haraszti: Çin ya da İran ile Türkiye'deki uygulamaları arasında büyük farklar var. İran ve Çin'de interneti kullanıcılar açısından erişilemez bir yer haline getiren siyasi bir amaç var. Türkiye'de ise amaç farklı. Bazı içerikler yasaklanıyor. Bunların da küçük bir kısmı, örneğin Atatürk hakkındaki yasaklar, siyasi... Ama tüm interneti felç eden bir durum yok. Ancak maalesef bu yasa yine de Türkiye'yi Çin ve İran ile,,, aynı grubun içine olmasa da,,, bir anlamda "civar semtlere" yerleştiriyor. Çünkü ortaya çıkan sonuçlar aynı. Youtube'a erişilemiyor. Google'a bağlı başlıca birtakım sitelere erişilemiyor. Ne kadar büyük olurlarsa olsunlar sosyal paylaşım siteleri ufacık bir uygunsuz içerik nedeniyle her an tümden kapatılabilecek durumda. Türkiye bize göre bu durumu bir sinyal olarak algılamalı ve isminin bu gibi ülkelerle anılmasından kaçınmalı.
Faik Uyanık: Bu konuda Ankara'da yürüttüğü temaslarda acaba ilgili mevzuatın değişebileceğine dair bir işaret aldınız mı?
Miklos Haraszti: Henüz yok. Ankara'da deyim yerindeyse "internet sansürü ile ilgili" kurumun bu konuyla ilgili bölüm başkanı ile yaptığımız görüşmede, yasanın iyi yazılmış olduğunu söyledi bize. Çünkü yasanın internette siyasi nedenlerle yasaklamaları içermediğini düşünüyordu. Bizim yayınladığımız son rapordaki tavsiyemizin ise Türk makamlarının bu konuda yeniden düşünmelerini sağlayacağını, uygunsuzluğu mutlak olan içerik üreticilerinin nasıl cezalandırılacağı hakkında başka bir yöntem bulacaklarını ve yasadaki siyasi gerekçeleri kaldıracaklarını düşünüyoruz.
Raporun yazarı: Türkiye artık rakam açıklamıyor
Türkiye'deki internet yasaklarına ilişkin raporun yazarı olan, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden İnternet hukuku uzmanı Dr. Yaman Akdeniz de Türkiye'nin bu konudaki tartışmaların artmasıyla birlikte, erişim engelleme istatistiklerini Mayıs 2009'dan bu yana yayınlanmadığına dikkat çekiyor.
O tarihte açıklanan son resmi rakamın 2601 siteye engelleme yapıldığı şeklinde olduğunu belirten Akdeniz, her ay 200 siteye engelleme yapıldığını tespit ettiğini, raporda verilen sayının da bu ortalamayı yansıttığını belirtiyor.
Haraszti gibi, Akdeniz de yasal çerçevenin iyileşmesine ilişkin fazla umutlu konuşmuyor.
5651 sayılı kanunun asıl amacı olarak ifade ettiği çocukları ve aileleri korumak hedefinde, kapsam dışına da çıkıldığı eleştirisinde de bulunan Akdeniz'e göre erişim engelleri 'kendini kandırma' etkisi yapıyor, "çünkü yasaklar hedeflenen alanda ihlalleri önlemiyor, teknik olaraksa bu sitelere girmek hala mümkün" diyor.

0 yorum:
Yorum Gönder