Nada Švob-Ðokic, Hırvatistan'ın başkenti Zagrep'te Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde görevli bir sosyolog. Kültür ve medya çalışmalarıyla tanınıyor. Kendisi ile Üsküp'teki Glocal Konferansı'nda Web 2.0 ve sosyal medyayı konuşuyoruz.
FU: Teknolojilere erişim imkanlarını, özellikle üçüncü dünyada internet erişimi oranlarının ne kadar düşük olduğunu göz önüne alacak olursak acaba tüm bu patırtı biraz da abartılan birşey mi? Sonuç olarak dünyada internet erişimi olmayan milyarlarca kişiyi hiçbir şekilde ilgilendirmeyen konular bunlar.
NSD: Sosyal medya tabii görece yeni bir olgu. Elbette o kadar hızlı bir şekilde tüm dünyada yayıldığı söylenemez. Bazı sosyal gruplar, ülkeler ya da toplumların, sosyal medyanın etkisine o kadar da açık olmadıkları doğru. Çünkü bunları kullanma imkanları yok zaten. Bu durumda sosyal medyanın çoğunlukla görece gelişmiş toplumlar arasında yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Bu toplumlarda şu ana kadar, sosyal medya araçlarının iyi ve kötü yönleri tecrübe edildi. Ama şöyle bir gerçek de var. Bizim toplumlarımız içinde de bu araçlara erişimi olmayan çok sayıda insan var. Aslında bu medya türü çok hızlı yayılıyor görüntüsü verse de aslında o kadar da hızlı ve başarılı bir şekilde yayılmıyor ve toplumların tüm katmanlarına da yayılmıyor. Bu anlamda da bizler yeni teknolojilere erişimi olanlar ve olmayanlar diye ikiye bölünmüş oluyoruz.
FU: Dayanışmayı ve birlikteliği mi yoksa nefreti mi körüklüyor sosyal medya?
NSD: Sanıyorum Sosyal Medya dayanışmayı ya da insani duyguların iyi yönlerini destekleyebilir. Ama nefreti körükleme potansiyeli de var. Bu medya araçları içine koyduğunuz hiçbir şeyi reddetmiyor. Bu medya türü insanların farklı tecrübelerinde elde ettiği bakış açılarını yansıtıyor. Ama toplumların değişik katmanları ve farklı bireyler arasındaki iletişimi de desteklemesini umuyoruz tabii. Bu anlamda sosyal medya araçlarının iyi bir amaca hizmet ettiği söylenebilir. Birbirini tanıyan insanların daha da yakınlaşmasını, birbirlerinin sorunlarını anlamasını ya da yardımcı olmasını da sağlayabilir.
FU: Adorno'nun medya için söylediği sözü sosyal medyaya da uyarlayabilir miyiz? Sosyal paylaşım denen olgu, propaganda ve kitlesel bir eğlenceye mi hizmet etmektedir?
NSD: Belki günümüzde propaganda boyutu daha az belki ama kitlesel bir eğlence olduğu doğru. Sosyal medya kullanımı yoluyla kendimizi eğlendiriyoruz. Başkaları hakkında bazı bilgilere ulaşıyoruz.
FU: Kendimizi ''ölümüne mi eğlendiriyoruz?''
NSD: Evet, bazen öyle. Bunu söylemek üzüntü verici, bunun konuya çok olumlu bir yaklaşım olmadığını biliyorum ama bazen öyle yaptığımız doğru.
FU: Röntgen ve teşhir duygularını destekliyor ve onlara hizmet mi ediyor sosyal medya?
NSD: Evet bence öyle. Bu, bazı temel içgüdülerimize hizmet ediyor. Ama bunu tümüyle kontrolsüz bir şekilde yapıyor. Kültürden ve medeniyetten söz edecek olursak mesela insanoğlu bazı araçları, değerleri ve standartları geliştirmiştir. Bu aslında bizlerin başkaları üzerindeki menfaatlerimizi de yönlendirmiştir. Bu anlamda kültür öncesi konumlarımıza geri dönmek ve başkalarının hayatlarını dikizleyerek, ya da gerçekte çok ciddi ya da kişisel hayatlar açısından çok kıymetli olan olaylarla kendimizi eğlendirmek elbette hoş değil.
FU: Sosyal medya kültürün desteklenmesini kolaylaştırıyor mu?
NSD: Öyle olduğuna inanmak isterim aslında. Sanıyorum evet. Değişik kültürel aktivitelere, kültürel değerlere erişim, evet, sosyal medya aracılığıyla kolaylaşıyor. İlgilendiğimiz pek çok konuyu bu platformlarda tartışabiliriz. Ya da mesela diğer kültürlere ait bilgiler ve onlara ait belli kültürel değerlerin yayılmasını, tanınmasını da sağlayabiliriz. Bu anlamda evet, istenirse çok kıymetli bir kültürel işbirliği ve temas aracı haline dönüşebilir sosyal medya. Eğer başka kültürlere ait değerleri tanımamızı sağlayacaksa iyi olma potansiyeli de var demektir.
FU: Bu noktada acaba kültür ve kültürel tüketim arasında bir çizgi çekmemiz gerekmiyor mu?
NSD: Bir anlamda evet. Çünkü geleneksel kültürler ve onlara ait kültürel değerlerin çoğu, kitlesel tüketim amacıyla tasarlanmış, üretilmiş ya da uyarlanmış değildirler. Bu doğru. Bunlar belli bir kültürel çevre içinde kalmaya devam edecektir. Ekonominin ya da ekonomik yatırımın etkilerine çok fazla açık değildirler. Ama diğer taraftan teknoloji ekonominin kültürün içine sızmasını da kolaylaştırmaktadır.
Tüketim ekonomisi veya tüketim kültüründen söz edecek olursak.
FU: Siz "Sosyal medyanın sosyalleşme ve tüketim kültürü arasındaki kayıp halka" olduğunu söylüyorsunuz. Bu ne anlama geliyor?
NSD: Ben sosyal medyayı bu şekilde yorumlamayı tercih ediyorum. Çünkü bu potansiyele sahip. Ama tabii bu potansiyelin tümüyle kullanılıp kullanılmadığı başka bir konu. Sosyal medya geniş bir kültürel değerler, ilkeler yelpazesi ve çeşitliliğini, son derece pratik ve işlevsel bir şekilde bizim tükettiğimiz nesnelere dönüştüren birleştirici halka olabilir kolaylıkla. Ama dediğim gibi bu olur veya olmaz, orası ayrı bir konu.
Röportaj tarihi: 17 Ekim 2009

0 yorum:
Yorum Gönder