"Ankara İsrail'e askeri yaptırım için düğmeye bastı..."
Düğmeye basmak lafını Türk basını muhtemelen İngilizce basından tercüme ederek kullanmaya başladı. Ama çok sevdi ve yukarıdaki başlıkta olduğu gibi sık sık kullanmaya başladı.
Bugün Türkçe haber sitelerinin çoğunda, ayrıca uluslararası medyada da yukarıda alıntıladığım başlık yer alıyordu. Haberin kaynağı ise Toronto'ya dayanıyordu.
Çünkü Başbakan Erdoğan G20 zirvesi için gittiği Toronto'da, Türkiye'nin İsrail'e hava sahasını kapattığını ve bunun zaten duyurulduğunu açıkladı.
Oysa ki böylesi bir yaptırım kararı daha önce açıklanmamış veya teyit edilmemişti.
İsrail'de yayınlanan Yediot Ahronoth gazetesi dünkü haberinde, Türkiye'nin, bir süre önce Polonya'nın Auschwitz kentindeki anma törenlerine giden 100 kadar askeri taşıyan bir İsrail kargo uçağına hava sahasını kullanma izni vermediğini yazdı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da G20 zirvesi için gittiği Toronto'da düzenlediği basın toplantısında bu olayı doğruladı.
Erdoğan bugün de Kanada dönüşünde yaptığı Ankara'da yaptığı açıklamada da aynı sözleri tekrarlıyor, Polonya'ya giden uçağa hava sahasını kullanma izni verilmemesinin yeni bir durum olmadığını söylüyordu.
Konuyu Ankara merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumundan Prof. Kamer Kasım ile değerlendirdik.
Kasım'a öncelikle başbakanın doğruladığı bu yaptırımın, Gazze filo krizi sonrasında Ankara'da düzenlenen Güvenlik Zirvesi'nde veya sonrasında kararlaştırılan daha geniş bir askeri yaptırım dizisinin parçası olup olamayacağını sordum.
Kasım, bu son uçuş kısıtlama kararının, alınmış resmi bir karara dayalı olmayabileceğini söyledi.
Savunma bakanının sessizliği
Yayına kısa bir süre kala Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'e de cep telefonundan ulaştım.
Ona ilk olarak İsrail askeri uçaklarına hava sahası yasağına ilişkin kararın, Gazze filo krizi sonrasında başbakan Şili'den döner dönmez düzenlenen güvenlik zirvesinde alınıp alınmadığını sordum.
Ancak Gönül, bu soruma yanıt vermek istemediğini söyledi.
Gönül'e ikinci sorum ise başbakanın teyit ettiği yaptırım kararının devamının olup olmadığıydı.
Vecdi Gönül bu soruma da yanıt vermek istemedi. ''Bu konuların telefonda konuşulacak konular olmadığını'' söyledi.
Oysa gün içinde aradığımda bana bir saat sonrasına randevu vermişti. Herhalde bu soruları beklemiyordu.
Hükümet anlaşılan belli yaptırım kararları alıyorsa da bunları duyurmak istemiyor. Ya da olmayan bir kararı doğrulamakta sıkıntı yaşıyor. İkisinden biri.
Vecdi Gönül'ü zaten cep telefonundan yakalamıştım. Neredeyse hiçbir şey söylemediği için bu iki soruluk röportajı yayında kullanmadım.
Ama bu sessizliğinin anlamını belki yakında çözebiliriz. Bu nedenle not etmek istedim.


0 yorum:
Yorum Gönder