
Tabii, radyonun yerini bunların tutamayacağı aşikar. Haber radyoculuğu ya da radyo haberciliğinin Türkçe tek temsilcisi idi bana göre BBC Türkçe.
Her şeyini eleştirebilirsiniz, dünyayı ele alış tarzını beğenmeyebilirsiniz, ama radyo haberciliği yayın tekniği açısından bir başka Türkçe örneği yok bu radyonun hala maalesef.
Radyonun kendine özgü yapım kurallarına uygun Türkçe hazırlanan başka bir haber yayını var mı?
Sonuç olarak dinleyiciler, 27 Mayıs'ta "Burası BBC Londra" anonsunu son kez Türkçe servisinin radyo yayınından duydu.
Aslında BBC'de kesintiler yapılması kararı İngiltere'yi sarsan ekonomik krizin ardından yapılan ilk seçim olan 2010 seçiminde Muhafazakarların iktidara gelmesinden kısa bir süre sonra alınmıştı. Ve böyle olacağı seçimlerden önce de belliydi.
Bunda deregülasyon lobisinin, Murdoch medyasının ve klasik Tory destekçilerinin/lobisinin büyük rolü vardı.
Esasen tepki, TV ruhsat ücretleri ile fonlanan yurtiçi yayınlarına yönelikti. Ama İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından fonlanan Dünya Servisi de bu kesinti furyasında yerini aldı.
BBC Türkçe de bir ölçüde kesinti bekleyen bölümler arasındaydı. Ama kimse radyo yayınlarının tümüyle kapatılmasını beklemiyordu.
Türk medya piyasasının genel gidişatı da bu kararı tetikleyen nedenler arasındaydı. Türkiye'de radyo dinleme oranının görece düşük olması, TV ve internet tüketiminin giderek artması, sosyal medya kullanımındaki rekor artış gibi faktörler de kararı hızlandıran etkenler oldu.
Sosyal medyada BBC Türkçe'nin radyo yayınlarının susması ciddi bir gündem oluşturdu. Ama örneğin Twitter'da bu gelişme trending topic olmadı.
Ya da hiç kimse, kapanış kararı aylar öncesinden açıklanmasına rağmen, BBC Türkçe radyosu kapatılmasın diye kampanya da başlatmadı.
Bu gerçeklerin de altını çizmek lazım.
Ve sonuç olarak BBC Türkçe'nin bölüm başkanlığını yıllardır yürüten Hüseyin Sükan'ın emekli olup İstanbul'a yerleşme planlarını hızlandıran bu süreç, dört BBC Türkçe çalışanının daha işine mal oldu.
Elbette diğer dil servislerinde veya BBC'nin diğer birimlerinde işlerinden olanları da burada anmak gerekir.
Kısacası medyanın hali pür melali dünyanın her yerinde budur.
Ekonomik krizlerin etkileri, yayıncılık alanındaki yeni yasal düzenlemelerin etkisi, özel sektördeki kâr baskısı, reklam piyasasındaki dalgalanmalar, kamusal yayın kuruluşları ve özel medya şirketleri üzerindeki siyasi baskılar ve tabii ki yeni medyanın yükselişi, dünyanın her yerinde benzer tabloların yaşanmasını beraberinde getiriyor.
BBC Türkçe'nin kapatılış hikayesinin bundan sonrasını AA'nın pek çok yerde yayımlanan haberinden aktarayım:
Son yayında, yayınlara emek verenler anılarını ve görüşlerini paylaştı, ayrıca geçmiş yıllardaki radyo yayınlarından kesitlere yer verildi.
Yayında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanı sıra aralarında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, yayınlara katkıda bulunan eski gazeteciler ve muhabirler ile siyasetçilerin de bulunduğu çok sayıda kişi, BBC Türkçe'ye ilişkin görüşlerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Gül, siyaset hayatına atılmadan önce öğrencilik ve asistanlık dönemlerinde, BBC'nin dış haberlerini dinlediğini söyleyerek, BBC Türkçe'nin yayınlarının çok canlı olduğunu, farklı ve çeşitli kaynaklardan haberleri dinleme imkanı verdiğini kaydetti.
BBC'nin İngilizce haberlerini de çok dinlediğini ifade eden Gül, "Hala onların saat başı o sinyali çok tazedir zihnimde. Yurt dışında olduğum yıllarda, 1980'li yıllarda Cidde'de çalıştım, orada da çok dinlerdim BBC Dünya ve Türkçe servisini. Bazen gazetelerde, televizyonlarda ve diğer radyolarda duymadığımız haberleri ilk veren radyo olurdu hem İngilizce hem Türkçe olarak" diye konuştu.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de BBC Türkçe'nin, haberciliğin kalitesinin bozulduğu, tartışılır hale geldiği bir dönemde dürüst ve güvenilir habercilik bakımından örnek bir yayın ortaya koyduğunu söyledi.
Demirel, "Bilhassa Türkiye'de pek çok şeyin birbirine karıştığı, birbirine girdiği, zihinlerin çok karmakarışık olduğu, doğrunun arandığı, doğru habere adeta susuz kalındığı bir yerde korkusuz, tarafsız ve kimseyi korumadan, gerçek neyse onu aksettiren haberler vermesi bizim halkımız tarafından, BBC Türkçe'yi dinleyenler tarafından çok memnuniyetle karşılanıyordu" diye konuştu.
BBC Türkçe'nin radyo yayınlarının sona ermiş olmasından üzüntü duyduğunu ifade eden Demirel, radyonun kapatılmasının yanlış olduğunu kaydetti. Demirel, şöyle konuştu:
"Tasarruf maksadıyla bu işi yapanlar başka yerlerden tasarruf etseler de dünyayı böyle birbirine yaklaştıran, dünya barışına hizmet eden bu çeşit faydalı işleri ortadan kaldırmasalar iyi olur diye düşünüyorum. Umarım bu yanılgının farkına varırlar da düzeltirler. Objektif olarak değerlendiriyorum. Doğruyu arayan, doğruyu bulmaya çalışan bir yayını kaldırıyorsunuz. Yanlış bir şey bana göre."
Yayının sonunda servisin çalışanları tek tek söz alarak, dinleyicilere "hoşça kalın" dedi.
İngiltere genelinde hükümetin sağlık sektöründen, savunmaya kadar çeşitli alanlarda ve kurumlarda yaptığı kamu kesintileri, İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye de yansıdı. Türkçe dahil toplam 32 farklı dilde yayın yapan BBC Dünya Servisinin bütçesi ise yaklaşık yüzde 25 oranında kesintiye uğradı. Kesintiler, beş dil servisinin kapatılmasına neden oldu. Bunlar arasında Makedonca, Arnavutça, Sırpça, Karayipler için İngilizce ve Afrika için Portekizce servisleri bulunuyor.
BBC Türkçe servisine ise kesintiler, radyo yayınlarının kapatılması ve toplam 19 çalışandan 3'ünün gönüllü olarak işten ayrılması, 2'sinin de işten çıkarılmasıyla yansıdı.
0 yorum:
Yorum Gönder