Dilruba hanım, fakültenin misyon ve vizyonunun yeniden tanımlanması, sektörün iletişim fakülteleri öğrencilerinden beklentileri gibi konularda bazı soruları, sektörden tanıdıkları ile paylaşmalarını rica etmiş. "Malum, sektör en çok iletişim fakültesinden mezun gazetecilerden şikayetçi" diyordu Yasemin hoca. Ben de elimden geldiğince yanıtlamıştım bu soruları.
Şimdi okurken değişik geldi, unutmuşum neredeyse. Henüz Türkiye'ye taşınmamıştım o günlerde, Londra'daydım daha.
Buyrun, siz de okuyun:
Soru - Gazetecilik/ yeni medya/radyo ve TV/sinema/halkla ilişkiler/reklamcılık/iletişim alanında günümüzde dünyada ve Türkiye'de öne çıkan en önemli ve belirleyici gelişmeler nelerdir?
Yanıtım - Web 2.0 ve sosyal medya araçları yoluyla kullanıcıların ürettiği içerik ve kullanıcı etkileşimi, geleneksel medyayı etkileyen/dönüştüren en önemli olgu gibi görünüyor. Geleneksel medya türlerinin kendi içindeki teknolojik değişimler de önemli bir rol oynuyor. Bilgisayar/internet teknolojisi ile geleneksel medya türlerinin birleşmesi, yeni ara-türler meydana getiriyor. Kullanıcıların medya kullanım alışkanlıkları, tirajları ve reytingleri olduğu kadar, reklamverenlerin tercihlerini de değiştiriyor. Bu değişim ise geleneksel medya türlerinin, ayakta kalmak için ayak uydurması gereken bir ortam dayatıyor.
Dünyadaki değişimin Türkiye'ye yansıması görece gecikmeli de olsa, genel eğilimde bir değişim gözlenmiyor. Kullanıcının taleplerine birebir cevap verilmesi gerektiği algısı, rekabetin baskısıyla daha da artacak. Bu da içeriğin kalitesinden taviz verilmesini dayatabilir. Bunun yanında alternatif seslerin de kendini duyurabilmesi kolaylaşacak. Ne var ki algıya göre değişebilen bu özgürlük/kaos ortamı, düzenleyici/denetleyici mekanizmaların görevini güçleştirecek. Hükümetlerin sansür ve başıboş bırakma arasında bir denge bulmaları eskiye göre daha da güçleşecek.
Soru - Gazetecilik/ yeni medya/radyo ve TV/sinema/halkla ilişkiler/reklamcılık/iletişim alanında günümüzde dünyada ve Türkiye'de nasıl bir iş gücü ihtiyacı, istihdam açığı ve/ya potansiyeli olduğunu düşünüyorsunuz?
Yanıtım - Pek çok işi aynı anda yapabilen gazeteciler/yayıncılara olan ihtiyaç artıyor. Örneğin aynı içeriği TV/Radyo ve internete uyarlayabilen muhabirler ve editörlere duyulan ihtiyaç artacak. Kullanıcıların teknolojiye erişim imkanları arttıkça ve mobil cihazlar yaygınlaştıkça, aynı içeriğin örneğin sesli ve görüntülü versiyonları ve podcastlarını üretebilen profesyonellere duyulan ihtiyaç artacak. Sayılan bu meslekler arasındaki mesafe giderek yakınlaşırken, çalışanların ihtiyaç duyacağı nitelikler de birbiriyle iyice örtüşmeye başlayacak. Yatırım maliyetlerinin giderek düşmesi, pek çok yeni teşebbüsü beraberinde getirecek. Ancak rekabet unsuru nedeniyle pasta yine de sanıldığı kadar çok bölünmeyecek. ,
Ana akım içerik sağlayıcılar, ya da benzer mali güce sahip yeni rakipleri, eski "herşeye kâdir" görünümlerini kaybetseler de piyasa lideri olmaya devam edecekler. Ancak bağımsız yatırımların ve küçük teşebbüslerin, hatta kullanıcıların ürettiği içeriğin, boyutlarından büyük trendler belirleyip, dolaylı da olsa içeriğin başlıca belirleyicilerinden olacaklarını not etmek gerekiyor. Bu da bu tür girişimlerin azımsanmayacak bir istihdam potansiyeli olduğunu ortaya koyuyor.
Soru - Gazetecilik/ yeni medya/radyo ve TV/sinema/halkla ilişkiler/reklamcılık/iletişim alanında lisans eğitiminin kazandırması gereken olmazsa olmaz bilgi(ler) ve beceri(ler) nelerdir?
Yanıtım - Teknik becerilerdeki değişime ve yeni üretim yöntemlerine, bu yöntemlerin her birinin kendine özgü anlatım dillerine hakim profesyonellere olan ihtiyaç artıyor. Ancak kullanıcıların ürettiği içeriğin bombardımanı altındaki medya (ve genel olarak yaratıcı sektörlerde çalışan) profesyonellerinin, farklarını ortaya koyabilecekleri ayırt edici niteliklere sahip olmaları, eskisinden de büyük önem taşıyor. Bu fark da, kural tanımaz anonim içeriğin yanında, geleneksel (ve kendini sürekli yeni gelişmelere uyarlaması gereken) mesleki etik standartlara sadık, profesyonel içerik üreticiler sayesinde ortaya konabilecek.
İçerik alt bölümleri konusunda uzmanlaşma giderek daha da önem kazanan bir eğilim olacağından, eğitim sırasında bu tercihin bir ölçüde de olsa yapılması ve eğitimin buna göre şekillenmesi büyük önem taşıyacak. Hatta sadece bu uzmanlık dallarına yönelik yüksek lisans bölümlerine de ihtiyaç duyulacak. (Örneğin Finans Gazeteciliği gibi.) Elbette her zaman olduğu gibi, hatta eskisinden de çok, hukuk, iktisat, sosyoloji, felsefe gibi temel sosyal bilimlerin başlıca kavramlarına ve terminolojisine hakimiyet önem kazanıyor. Medya analizi yapabilme becerisi ve bunu sağlayan teorik altyapının varlığı artık olmazsa olmazlar arasında yer alıyor.
Soru - Gazetecilik/ yeni medya/radyo ve TV/sinema/halkla ilişkiler/reklamcılık/iletişim alanında sektör eğitim kurumları ve öğrenci ilişkisi ve işbirliği ne düzeyde olmalı ve nasıl yürütülmelidir?
Yanıtım - Yaratıcı sektörlerde üniversiteler ile işbirliği konusu, tüm dünyada ''olması gerektiği gibi olamadığı'' söylenen bir etkileşim. Taraflar sürekli olarak birbirlerini karşı tarafın yerine koyamamakla suçluyor. Sektör yöneticileri, akademisyenleri sektörün içinden gelmemekle, dolayısıyla işleyişin nasıl olduğunu bilmemekle suçluyor. Akademisyenlerin sektördeki kuruluşları eleştirebilmesi, bazı yöneticileri öfkelendirebiliyor. Oysa ki çoğu zaman akademisyenler tezlerini ve çözüm önerilerini, sektörün karşı karşıya bulunduğu tehditleri ve onun ürettiği içeriğin kalitesini değerlendirerek hazırlıyor.
Kuşkusuz, bazı araştırmalar sadece akademik nedenlerle yürütülüyor ve bunların pek azı üniversitelerin dışındakiler tarafından okunuyor. Ancak pek çok akademisyene göre hedef, aslında daha iyi bir gazeteciliği/reklamcılığı/sinemacılığı vs. teşvik etmek. Bu durumda gazetecilik araştırmalarının, kütüphanelerden dışarı çıkarak, “kamuoyunda süren tartışma ortamına yönelik bilgi aktarımına tam anlamıyla katkıda bulunması gerektiğini” söylemek gerekiyor.
Bu konuda çevirisini yaptığım bir makale için bkz: http://www.faikuyanik.com/2008/06/gazeteciligin-teorisi-ve-pratigi.html
Üniversitelerin tek taraflı çabalarıyla istenen işbirliğinin sağlanamayacağı bir gerçek. Ancak karşılıklı bir ''çıkar alışverişi'', bu işin kolaylaşmasını da beraberinde getirebilir. Örneğin mevcut sektör çalışanlarının ihtiyaç duyacağı yeni niteliklerin üniversiteler tarafından kazandırılması karşılığında, sektörün de üniversitelere sunabileceği pek çok avantaj olabilir. Böylesi bir diyalog, tarafların birbirini daha iyi tanımalarını ve birbirlerinin mesajlarını daha iyi anlayarak yansıtmalarını da beraberinde getirebilir.
Bunun yanında üniversitelerin henüz ''var olmayan'' ya da yeni yeni gelişen sektörlere de yatırım yapması gerekiyor. Bu da bu türden yenilikçi alanlarda kariyer oluşturmaları yönünde, uygun öğrencilerini teşvik etmek ve onlarla olan işbirliğini eğitim sonrasında da sürdürmek yoluyla olabilir.
0 yorum:
Yorum Gönder